26 Ağustos 2018

Mavi ve Yeşilin En Güzel Adresi

Onların Alpler’i varsa bizim de Karadeniz yaylalarımız var!


Karadeniz Turu

Efendim malum Euro, Dolar bizim için çerçeveletip duvara asacağımız papirüs kağıdı niteliğine gelirken kalkıp yurt dışı gezisi yazmak içimden gelmedi. Cebinizi ters yüz etmenize gerek bırakmayıp, ciğerlerinize nefes aldıracak ve size sıkıntılarınızı unutturacak cennet vatanımızın Karadeniz bölgesini anlatmak istedim. Özellikle Doğu Karadeniz’e doğru geldiğinizde genelde şu cümleyi duyuyor olacaksınız “sikinti yok.” Peki niye yok? Anlatıyorum…

Bireysel gezmenin rahatlığına varmış biri olarak turla gezme fikri beni hep korkutmuştur. Fakat Karadeniz’i gezmek istiyorsanız ya çok iyi bir şoför olmanız lazım ya da tura katılmanız. Ben de el mahkum turu tercih ettim. Meğer ne rahatmış turla gezmek. Yemek yiyeceğin yer belli, kalacağın yer belli, araç desen hazır. Tabi biraz da şans işi. Özellikle tur arkadaşlarınızın kafa dengi olması. Ben şanslılardandım 🙂 Neyse lafı fazla uzatmadan başlıyorum gezdiğimiz yerleri anlatmaya.

İlk durağımız Amasya;
Akla ilk al al elmalar gelse de Amasya tarihi ve turizm açısından önemli bir şehir. Hatta Amasya tarihinin Anadolu tarihi kadar eski olduğu söylenmekte. Şehrin ortasından geçen Yeşilırmak ve nehir kenarında uzanan Osmanlı evleri Amasya’ya gelmek için yeterli bir neden olsa da gezilecek daha birçok yer var. Saat kulesi ve Amasya kalesi bunlardan bir örnek. Meşhur Ferhat ile Şirin’in de bu topraklarda yaşadığına dair rivayetler var.

Amasya’dan sonra Samsun’a geliyoruz. Samsun’a gelir gelmez ilk durağımız Bandırma Vapuru oluyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını kazanmasının sembolü olan vapurun orijinali maalesef 1925 yılında bir armatöre satılıp hurda olarak parçalanmış. 1999 yılında Samsun Valiliği tarafından vapurun birebir kopyası yapılıp, 2003’te müze olarak hizmete sunulmuş. Atatürk ve silah arkadaşlarının balmumu heykellerinin bulunduğu vapurda Atatürk’ün sevdiği şarkıları da dinleyebilirsiniz.

Bandırma Vapuru’nu gördükten sonra ise Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcını temsil eden Onur Anıtı’nı görüp, bulunduğu parkta soluklanabilirsiniz.
Peki Samsun’a gelince ne yemeli derseniz oturduğunuz parkın hemen karşısında sıra sıra meşhur Samsun pidecileri var. Kapalı, açık diye çeşitleri olan pidelerin en güzeli açık kavurmalı olanı.

Samsun’dan sonra 2 saat yolculuğun ardından Ordu’ya geliyoruz ve en turistik yeri Boztepe’ye teleferikle çıkıyoruz. Biz öğle vaktinde çıktığımız için manzaradan pek bir şey anlamadık. Manzarayı doya doya seyredelim derseniz, en güzel vakit akşam üzeri olacaktır. Sakin sakin oturmak bana göre değil derseniz de Boztepe semalarında yamaç paraşütü yapabilirsiniz.

Bir sonraki durağımız Giresun‘a geliyoruz ve artık yayla vakti diyerek adı çok duyulmamış, bu yüzden de çok şükür orijinalliğini koruyan Kümbet yaylası’na çıkıyoruz ve asıl manzara şimdi başlıyor.
Baktığınız her yerde yeşilin ayrı bir tonunun olduğu, Kümbet yaylası’na hayran kalmamak elde değil. Dağ evlerinden oluşan bir otel haricinde sadece yayla evlerinin olduğu Kümbet, az insan çok huzurun karşılığı oldu benim için.

Kümbet’te bol bol oksijen depolayıp, Giresun’un Dereli ilçesindeki Kuzualan Tabiat Parkı’ndaki Kuzualan Şelalesi ve Mavi Göl’e geliyoruz. Mavi Göl, Karadeniz’in tek sodalı gölü olmasından dolayı baya popüler. Siz de Giresun’a gelirseniz mutlaka uğrayın.

Giresun’dan sonra iseTrabzon’a geliyoruz ve yazının başında bahsettiğim ‘sikinti yok’ cümlesi yavaş yavaş kulağıma gelmeye başlıyor. Kimle konuşursanız konuşun herkeste aynı laf. Sonradan anlıyorum ki Karadeniz insanının sinirli bir yapısı olduğu kadar rahat, sakin bir hali de var. Siz bir şey istediğinizde ya da bu böyle olmasın dediğinizde ‘sikinti yok’ deyip geçiyorlar. Siz de bu duruma alışıp sıkıntı etmemeyi öğreniyorsunuz 🙂

Trabzon’da gezdiğimiz yerler ise şöyle;
Köftesiyle meşhur Akçaabat‘a gelip niye köftesi meşhur olmuş diye sorguluyorum biraz ama herkesin damak zevki farklı. Siz yiyin öyle karar verin. Akçaabat’tan sonra Orta Hisar’a gelip Atatürk Köşkü’nü ziyaret ediyoruz. Atatürk’ün kullandığı eşyalarla muhafaza edilen köşk o kadar güzel o kadar huzurlu ki uğramadan gitmeyin. Trabzon’daki bir başka tarihi güzellik ise Sümela Manastırı. Restorasyonda olan manastırın içini gezemeseniz de bulunduğu Altındere Vadisi‘ndeki milli parkta keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Trabzon’un bir diğer meşhur ilçesi Sürmene‘ye geliyoruz. Sürmene’de ilk uğradığımız yer tarihi Memişağa Konağı oluyor. Burada hem doğal bal ürünlerini bulabilirsiniz hem de konağı gezip, işletmecisinden hikayesini dinleyebilirsiniz. Sürmene’ye gelmişken meşhur Sürmene bıçakçılarına da uğramayı unutmayın.

Kümbet Yaylası‘nın tadı damağımızda kalmışken arayı çok uzatmadan Trabzon’un Sultan Murat Yaylası’na çıkıyoruz. Yaylaya çıkarken o kadar güzel bir manzara karşılıyor ki bizi rehberimiz sağolsun otobüsü durdurup fotoğraf çekmek için vakit veriyor. Bulutların üzerinde, dağların arasında sanki bir rüyanın içindeymişsiniz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Burası da Kümbet gibi doğallığı bozulmamış yaylalar arasında.

Peki ya Uzungöl? Yayla olmaktan çıkıp panayır meydanına dönen Uzungöl maalesef içler acısı halde. Seneler evvel gittiğimde sessiz, sakin, doğal yapısı bozulmamış bir yer olan Uzungöl’e bu sene o eski halinden eser yok şimdi şarkısını söyleyerek Rize’ye doğru yola çıkıyoruz.

Bir taraf da Karadeniz’in mavisi, diğer taraf da çay tarlalarının muhteşem manzarası eşliğinde Ayder Yaylası‘na geliyoruz. Ayder de yayla özelliğini kaybetmiş olsa da hala çok güzel. Gündüz doğanın tadını çıkartıp akşamları Karadeniz eğlencelerinin düzenlendiği mekanlarda eğlenebilirsiniz.

Ayder’de bir gece konaklayıp, ertesi gün Çamlıhemşin‘e geçiyoruz. Demet Akbağ’ın Sevdaluk dizisiyle ünlenen Şenyuva ilçesi Fırtına Deresi ile meşhur. Rafting sporuna meraklıysanız burası en ideal yerler arasında. Fırtına deresinden sonra Zil Kale‘ye çıkıp başka bir eşsiz manzaraya tanık oluyoruz. Tarihi, Orta Çağ’a dayanan kaleyi 3 lira karşılığında gezebiliyorsunuz. Zil kaleden sonra Palovit Şelalesi‘ne geliyoruz. Rize’nin en yüksek debisine sahip olan şelale, ziyaretçilerine yağmura yakalanmış hissi verdirecek kadar sırılsıklam ediyor haberiniz olsun.

Rize’ye kadar gelmişken çay almadan olmaz. Eğer siz de aynı fikirdeyseniz Şölen firmasının fabrikasına uğrayıp yeni toplanmış taze çaylardan alabilirsiniz. Benim tavsiyem ise dağ kekikli yeşil çayı. Mutlaka denemelisiniz.

Ve son durağımız Sinop’tayız. İlk olarak Tarihi Sinop Cezaevi’ni ziyaret edip bu zamana kadar topladığımız tüm güzel enerjileri burada bırakıyoruz. İçeri girdiğiniz andan itibaren her köşesinde ayrı bir acı, hüzün barındıran cezaevi artık müze olarak hizmet vermekte. Bu kasvetli havadan bir an önce çıkıp kapanışı güzel yapalım diyerek Hamsilos Koyu’na gidiyoruz. Karadeniz’in alışık olmadığımız durgun halini burada bulabilirsiniz. Hem deniz tatili hem de kafa dinlemek istiyorsanız burayı değerlendirin derim.

Karadeniz’de Ne Yemeli?
Tabi ki başta mıhlama yemelisiniz. Her yörede farklı isimlerle (mıhlama, muhlama, kuymak) zikredilse de sonuç aynı. En doğal ürünlerle yapılan mıhlamanın tadı buralarda bir başka güzel. Rize’ye geldiğinizde Hamsiköy sütlacını, Sinop’a geldiğinizde mantısını ve boyabat ezmesini yemeden dönmeyin.

Dikkat Edilmesi Gerekenler;
– Karadeniz’e gidiyoruz kesin hava serin, yağmurludur diye düşünerek valizinizi hazırlamayın. Biz Sinop’a kadar bir damla yağmur görmedik. Hatta sıcaktan yandık kavrulduk. O yüzden yaz mevsiminde gidecekseniz ince ve mevsimlik kıyafetler götürmeniz daha iyi olacaktır.
– Turla gittiğinizde rehberiniz sizi uyarıp şunları yemeyin ya da içmeyin dediğinde dinleyin. İnanın bir bildiği vardır. Mesela ben “yayla sularını içmeyin!” diye uyaran rehberimi dinlemediğim için çok pişmanım.

Sevgiler,

Hilal Kulüp

Cennet Vatan , , ,
2 Yorum
  1. Hey gidi Karadeniz. Çok güzel anlatmışsınız.

  2. Ellerinize saglik Hilal hanim. Yazilariniz gezerken rehberlik edecek nitelikte. Her yazinizda gezdiginiz yerleri o kadar guzel anlatmissiniz ki hic aklimizda olmayan yerlere bile gitmek icin can atiyoruz. Hangisinden baslasak kararsiz kaldik😊 Yazilarinizin devamini ailece merakla bekliyoruz. Sevgiler..

Lütfen Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir