28 Temmuz 2018

Fas’tayım Kimse Bilmiyor

Herkes beni Kars’tayım sanıyor, Fas’tayım kimse bilmiyor.


2015 Temmuz’da bir akşam kayıkhanede yemek yerken bahsi geçmişti.  2018’de Fas’a özellikle de Chefchaouen’e gitmek için sözleştik. Aslında her şey o gün o masada kaldı. 🙂  Bir yıl sonra yine kayıkhanede otururken en samimi arkadaşım Deniz Japonya’ya gideceğini söyledi. Ben o ara Fas’a bilet almıştım. “Hani 2018’di?” “ Onu Elif’le konuştuk . Cape Town olarak güncelledik.” 🙂 Birlikte gezdiğim arkadaşım Deniz, dünyanın bir ucuna giderken ben diğer ucuna gidiyor olacaktım. Neden Fas ? Cevapladım işte. 🙂

Fas’a nasıl geldim? Air Arabia hava yollarıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından yaklaşık 5 saat süren uçuşla Kazablanka havalimanına indim. Fas’a gitmeden önce kardeşim Fas’da tanıdığı olduğunu, gitmeden iletişime geçmemi söylemişti. Ben de şansımı denemek açısından  mesaj atmıştım. Taha’ya buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.  Kazablanka’dan beni alıp Meknes’deki evinde misafir etti. (3 saat mesafe) Babanın oğlu yapmaz. 🙂 Ne çok konuştun be! Artık anlat! 🙂

Meknes : Aslında rotamda Meknes hiç yoktu. Burada bi’ nevi mecburi kaldım. Turistlik şehirlerden ziyade yerel yaşamı gözlemleyebileceğiniz bir şehir. Şehrin en önemli yapısı ise Mansur kapısı. Ayrıca şehrin yakınındaki Roma yerleşimi Volublis’u da görmenizi tavsiye ederim.

İfrane : Burayı Meknes’in içinde yazmaya vicdanım rahat etmedi. Afrika’ya kar yağar mı ? Afrika ve kar! Afrika kıtasında kar yağan tek yer İfrane. Buraya küçük İsviçre diyorlar. Genel nüfus yoğunluğu Fransız ve Avrupa’nın elit kesimi. Kesinlikle görün! Tam hatırlamıyorum buraya yakın bi’ yerde maymunların yaşadığı orman var. Bu ormanda 50 yıl önce aslanlar yaşıyormuş.
Sağ olsun Taha beni iki gün ağırladıktan sonra Chefchaounene’a yolcu etti. Chefchaoune’a hem otobüs hem de Fransızların ülkeye kazandırdığı Fas Demiryollarıyla ulaşabilirsiniz.

Chefchaouen(Şafşavan): Fas’ın en büyücüleyici şehirlerinden birine geldik. 🙂 Eski şehrin içine girdiğinizde gözünüzün gördüğü her yer mavi renkli: Evler, kaldırımlar, taksiler… Aklınıza ne gelirse! İspanya’dan gelen Yahudilerden geçmiş bir gelenek. Şehre yarım gün ayırıp sokaklarında kaybolmanızı tavsiye ediyorum. Chefchaouen’in eski şehir merkezi Medina’yı kesinlikle görün. Medina’nın tam ortasında Uta El- Hammam Meydanı var. Bu meydanda bir sürü kafe ve hediyelik eşya dükkanı var. Uta El – Hammam’da sağa ve sola giderek şehri keşfedebilirsiniz. Şehrin iki yanı da ayrı güzel. Bir tarafta daha çok merdiven varken diğer tarafta sıradan sokaklardan oluşuyor. Kendinizi akvaryumdaki balık gibi hissediyorsunuz.

Artık büyük şehirlere gitmenin zamanı geldi. Tren de çok güzel şey doğrusu! 🙂 Nihayet Fas’ın en önemli kenti olan Marakeş’e geldim. Bu arada yolculuk sırasında trene o kadar çok insan indi bindi ki, doğudan batıya ilerledikçe tipler değişmeye başladı. Hadi, Harikalar Diyarı’nı anlatmaya başlıyorum.

Marakeş: Harikalar Diyarı’na  hoş geldiniz. Marakeş, Berberi dilinde ‘’Tanrı’nın yeri, Tanrı’nın şehiri’’ anlamına geliyor. Bu şehrin bir diğer ismi Kızılşehir. Chefchaouen nasıl maviyse burası da komple kırmızı. Kendinizi masal şehrinde hissetmek için Cema Ül Fena Meydanı’ndan dar sokaklara dalın. Dikkat edin biraz tehlikeli! Hırsız, yan kesici oldukça fazla. Old Town’larda yanınıza sayısız insan yanaşarak size “yardım” etmeye çalışacak. Yol göstermek için diyalog kurmayın. İstediğiniz yere değil başka bir yere götürüp sonunda para isteyecekler. ( Benim başıma 1-2 kere geldi. Öğrenci  kimliğimi gösterip özel polis numarasıyla yırttım.) 🙂 Uyarımı yaptıktan sonra artık başlayabiliriz. Daracık sokaklar, eşek ile eşya taşıyan insanlar, size bir şeyler satmak isteyen insanlar mı dersiniz. Kısacası  herkes bir şeylerin peşinde. Evler iç içe geçmiş, sokaklar labirent gibi olduğundan kaybolsan bulman çok zor, adres sormak parayla. Yanlış duymadınız! İnsanlar bunu meslek haline getirmiş. Burası aynı zamanda açık bir pazar; alışveriş için bir cennet. Fas halıları, argan yağı daha bir sürü şeyi burada. Kesin bulursunuz. Beni etkilediği için burada gezdiğim yerleri tek tek yazacağım.

Bahia Palace: 19.yy.da inşa edilmiş bu görkemli saray kapılarda ve duvarlardaki işçiliğe bakınca hayran kalmamak mümkün değil . Zamanın veziri Musa’nın ( Si Moussa) isteği üzerine inşa edilmiş. Kendisi için harem olarak kullanmış. Zamanın en gösterişli yapısı olduğu için adı Bahia yani kelime anlamı olarak ‘İhtişamlı , görkemli’ demekmiş. Harem olarak kullanıldığı için çok büyük bir avlu etrafında yapılandırılmış binalar ve birbiri ile bağlantılı cariye odaları var . Tabandan tavana  kadar inanılmaz bir işçilik var . Marakeş’de görebileceğiniz en iyi korunmuş Fas ve İslam kültürünü yansıtan eser olduğu söyleniyor.

Jamaa Lefna: Marakeş’in mistik masal şehri olmasını bu meydana borçlu. Meydanda sokak tiyatrosu, flütle kobra oynatan insanlar, maymunla fotoğraf çektirmeniz için peşinizden koşan insanlar, daha bir sürü şey. Özellikle gece oldu mu acayip renkli. Önemli uyarı! Maymunlara hırsızlık yaptırıyorlar.
Jardim Majorelle: Fransız ressam tarafından satın alıp şahane bi’ bahçeye çevrilmiş. Ressamın ölümünden sonra bahçeyi Yves Saint Laurent satın alıp bugünki haline getirmiş. Huzur istiyorum diyorsanız bu bahçeye 2-3 saat ayırın.

Harika iki günün ardından Kazablanka’ya gitmek üzere Marakeş tren istasyonuna gitmek için yola koyuluyorum. 3-4 saat bi’ süre sonunda Kazablanka’ya ulaştım.

Kazablanka; Kafa’dan Kazablanka’ya gelirseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Burası gerçek Fas değil. Fransa’da hissetmek istiyorsanız en idael şehir olan Kazablanka’dasınız. Çünkü Paris’teki Ecole des Beaux-Arts mezunu mimarlarının modern mimari burada uygulamış. Aynı zamanda bölgenin en önemli ticaret merkezi. Atlas Okyanusu’na komşu olan şehir ünlü Hollywood yapımı film ile hiçbir alakası yok. Bunu da buradan belirtiyim. 🙂 Kazablanka’da görülmesi gereken yerlerin başında 105 bin kişi kapasiteli II. Hasan Camii karşılıyor. Yapımı tam 13 sene sürmüş. Dipnot;  Camii’ye sadece Müslüman erkekler girebiliyor. Tabii kapıda Müslüman olduğunuzu kanıtlamız gerekiyor. Müslüman mısın sorusuna evet demeniz yetersiz kalıyor. Ben dersime çalışmıştım. Elhamdülillah diyerek kapıları sonuna kadar açtım. 🙂
Şunları da unutmadan söyleyeyim.  Fas’ın neyi meşhur?: Argan yağı, baharatları ve nane çayı. Ne yenilir ne içilir derseniz: Kuskus ve Tajin. Özellikle Tajini denemenizi tavsiye ediyorum.

Artık eve döneyim di mi? Evet, bence de herkes evine dönmeli.

Doğancan Polat

Sınır Dışı , , ,
Yorumlar
  1. Sait Ali Çınar 29 Temmuz 2018 at 15:39 Cevapla

    Verdiğin bilgiler için teşekkürler devamını bekliyoruz

Lütfen Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir