2 Ağustos 2018

Mükemmel Ebeveyn

Korkularla dolu ve kendine hiç güvenmeyen nesiller yetiştiriyoruz farkında mısınız? İç dünyaları soru işaretleriyle dolu, mutsuz…

Bebekler, anne karnındayken her şeyi duyar ve hisseder fikrine inanmayanlardansanız bu yazıyı okuduktan sonra bir kez daha düşünün derim. Anne rahmine düştüğümüz andan itibaren psikolojimiz oluşmaya başlıyor ve bütün algılarımız açılıyor. Hamile kaldığını öğrenip de o çocuğu istemeyen, günlerce ağlayan bir anne, doğacak olan çocuğunun ömrü boyunca “beni istemediler, beni sevmiyorlar“ duygularıyla savaş verme ihtimalini düşünmeksizin istememezlik yapar ve sevgisiz kalmaktan, kaybetmekten korkan bir çocuk getirir dünyaya. Ne hakla peki? Zevkler uğruna yaşananların pişmanlıklarının faydası olmadığı gibi başka bir bireye zarar vermek kimin haddine?

Ve çocuk doğar…

“Yemeğini yemezsen seni çöpçülere veririm” – bkz.: Kaybetme korkusu!
“Ağlarsan bir daha seni sevmem / seninle oynamam” – bkz.: İstediklerini yapmazsam beni sevmezler korkusu!
Toplum içinde azarlanma / başkalarıyla kıyaslanma – bkz.: Kendine güveni kaybetme!
“Yemeğini bitiremez ki hadi bitirsin de görelim” – bkz.: Kendisine güvenilmediği hissi!
“Aaa bak orda ne var / Bunu yaparsan sana çikolata alacağım deyip almamak” – bkz.: Yalan söyleme alışkanlığı!
“Sigara içmek zararlıdır” deyip yanında sigara içmek – bkz.: Size olan güvenin oluşmaması!
“Ağlar ağlar susar” – bkz.: Yalnızlık hissi.

Ne kadar tanıdık cümleler değil mi? Bunun gibi yüzlerce cümle uyanabilir hafızanızda ve bu cümlelerin sebep olduğu duygularla yüzleşme seremonisi. Bu kadar basit cümlelerle olmamalı bir insanın hayatına etki etmek, hele ki bu insan kendi çocuğunuz ise.
Kendimizle yüzleşmeyi deneyelim önce ne dersiniz? Kulağa çok itici geldiğinin farkındayım “yüzleşme” kelimesinin. Ama o kadar mükemmel olduğumuza inanıyoruz ki ve o kadar çok mükemmel olmak için çabalıyoruz ki.

Derin bir nefes alın; başlıyoruz 

  • Çocuğunuzun diğer tüm dünya çocuklarından tek farkı sizin çocuğunuz olması.
  • Yeryüzünde çocuk sahibi olan sadece sizmişsiniz gibi davranmayın, her çocuk kıymetli.
  • Her çocuk özel ve güzel; çocuğunuzu bununla yüceltmeyin.
  • Çocuğu sizin yapmış olmanız ya da doğması bir mucize değil, oluşumu mucize; bu ikisini ayırın.
  • Çocuğunuzu büyütürken onun da bir birey olduğunu farkedin, tercihlerine saygı duyun.
  • Sizin gibi olmasını beklemeyin; çamaşırları sizin katladığınız gibi katlamak, arabayı sizin kullandığınız gibi kullanmak zorunda değil.
  • Sen anlamazsın demeyin, aptal değil çocuğunuz 
  • Ufacık bile uyguladığınız her şiddet çocuğunuza şiddeti aşılamak demek; vurmayın!
  • Dünyaya gelmesi sizin tercihiniz / zevkiniz sonrasında oldu, ona her koşulda tahammül etmek zorundasınız; size tahammül edilmesi gerektiğini beklediğiniz gibi.
  • Eşinizle yaşadığınız hiçbir problem çocuğunuzu ilgilendirmiyor; tanık olduğu her tartışma aile kurumuna ve size olan güveninin sarsılmasına sebep olacak.
  • Kendi başına da bir şeyleri yapmayı öğretin, her şeyini kendiniz yapamazsınız.
  • Bırakın yaşayarak öğrensin, yaşamazsa sizi anlamayacak; bırakın düşsün.
  • Çocuğunuza onun sahibiymiş gibi davranmayın, fikirlerine saygı duyun.
  • Onu dünyanın bütün kötülüklerinden koruyamazsınız, anlayın.
  • Ve tabii bunun gibi yüzlercesi. Bunları bildiğinize eminim bazen farkında olduğunuza da ama kabullenmek kısmında biraz zorlanıyoruz sanki ne dersiniz?

    Hani hep iyiliğini istiyorsunuz ya çocuklarınızın. Heh işte tam da bu sihirli cümle. Bırakın ‘iyi’ olsun, sadece ‘iyi bir insan olsun’. Kurallarınızla değil desteklerinizle ve en çok da karşılıksız sevginizle…

    Sevgiyle kalın…

    Merve Çelebican

    Eleştiri ,

    Lütfen Yorum Yapınız

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir