4 Ağustos 2018

Bet’erin Bet’eri Var!

Gençliğin kanayan yarası, ocak söndürmeyen ama tüttürmeye de çok yardımcı olmayan illet…

Herkes gibi ben de 1 liramı önce 10 sonrasında ise sermayeden yemeden yüzlerce belki de binlerce liraya çıkartma hayaliyle başladım. Hatta çalışmama bile gerek kalmayacak, sabit gelire bağlayıp ana paradan yemeden hayatımı idame ettirecektim.

Hem bu hayatta neye 1 lira vermiyorduk ki? Birçok kez 1 lira verdim, “hatta yüzlerce lira verdim” diyemeyeceğim zira 20 lira verince bile tansiyonum düşüyordu. Millet o kadar parayı nasıl basıyor anlamıyorum.

1 liranın koskoca futbol camiasını kontrol etmeme yardımcı olacağını farketmem çok uzun sürmedi. Zira kupondaki zorunlu 3 maçtaki takımlardan birinin, yani en azından birinin, başının yanacağı belliydi. (Yazar burada yasal bahis oynadığını anlatmaya çalışmış.)

Biraz futboldan anlayanların hemen “Çok büyük para dönüyor ya“ diye muhabbete girdiği iddia sektöründe 1 lira ile söz sahibi olmak elbette bu genç yaşta beni de etkiledi. Bu kadar büyük güce bu kadar küçük yaşta sahip olup sapıtmamak için ciddi bir mücadele verdim.
Diğer iddia severlerden çok farklı oluşumu henüz ilk kuponumda farkettim. Sarı, tükenmez iddia kalemi elimde adeta Harry Potter’ın asasına dönüştü.

Kimleri mi yaktım?
Ne kadar mı şanssızım?
Hatırımda kalan ve büyük ses getiren dokunuşlarımdan bazı örnekleri anlatayım:

İlk kurban Arsenal!
 Henryli, Bergkamplı, Vierialı altın jenerasyona sahip kadrosu ile bir önceki seneyi namağlup şampiyon tamamlamış ve yenilmezlik serisini 49 maça çıkarmıştı. Ve tabi ki benim de kuponumda banko maç olmayı fazlasıyla haketmişti. Bu, benim iddaa dünyasına giriş kuponumdu ve çok heyecanlıydım.
Sonuç ne mi oldu?
M.United 2:0 Arsenal
Rooney bebesi bizi yakmıştı. 49 maçtır yan bakılmayan takımı 1 lira ile bitirmiştim.

Canımı yakan bir diğer maç: Borussia Dortmund – Borussia Mönchengladbach
Almanya liginde Dortmund ile karşılaşacak Mönchengladbach ile ilgili tüm verileri toplamış, bütün yorumları okumuştum. Bu maç için tercihim beraberlikti. Ne mi oldu? Mönchengladbach’lı oyuncu Kramer orta sahadan kendi kalesine gol attı. Evet, şansızlığın da bu kadarı olmaz dedirtecek cinsten. Resmen Kramer Kramer’e değil de bana karşıydı. Sergen’i dinlemeliydim, Almanya liginden uzak durmalıydım.
Sunucu: Sergen, 18 yaşından küçüklerin de iddaa oynadığı görülüyor, onlara ne söylemek istersin?
Sergen Yalçın: Almanya Ligi’nden uzak dursunlar çok sürpriz oluyor.

Ve son olarak iddia dünyasına uzun bir ara vermeme sebep olan maç…
Şansızlığımı kırmak için arkadaşlarla bir grup kurduk. Grupta herkes banko bir maç söyleyecekti ve biz de böylece kazanacaktık. Plan kağıt üstünde harika görünüyordu. O dönem dünya kupası elemeleri vardı ve ben de kolay bir maç seçmeliydim. Gözüme Cebelitarık’ı kestirdim. Haritada yerini gösteremeyeceğim bu ülke Yunanistan’la oynayacaktı. Dünya kupası elemelerinde bugüne kadar hiç golü olmayan Cebelitarık, defans ustası Yunanistan’la oynacaktı. Tabii ki tercihim “karşılıklı gol yok” oldu. Kendimden o kadar emindimki grupta ciddi manada yükseldim.
Maç günü geldi çattı. Sonuç mu ?
Cebelitarık:1 –Yunanistan:4

Cebelitarık’a tarihin ilk gölünü attırdım, gruptan ayrıldım ve uzun süren bir sessizliğe büründüm. Oysa Cebelitarık bilse bana ülkenin anahtarını verebilirdi ama ben kendi ülkemde değer görmüyordum.
Tabii bu maçlar arasında yüzlerce kupon yaptım ve nadiren de olsa kazandım ama genel manada şansızlığım arkadaşlarım arasında nam saldı. Neyse son olarak kamu spotunumuzu da yapalım.
Kumar kötülüklerin görümcesidir arkadaşlar, oynamayın oynatmayın.
(Sürekli tutturan varsa bana dm’den ulaşsın.)

Binali Küçüktaş

Anı , ,
2 Yorum
  1. Yalçın Çamuroğlu 5 Ağustos 2018 at 15:47 Cevapla

    Üstad bi ara ortak kupon yapalım 🙂

  2. Geçmiş olsun 🤣

Lütfen Yorum Yapınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir